Kalecki’ye göre fiyatlar “maliyet + kâr marjı (markup)” şeklinde...

Ahmet Baran Çekim@levered_betas
37 views
Sep 14, 2025
1
Kalecki’ye göre fiyatlar “maliyet + kâr marjı (markup)” şeklinde belirlenir. Yani firmalar maliyetlerinin üzerine belli bir oran ekler. Bu oran kurumsal güç dengelerine (sendikalar, piyasa yapısı, rekabet, düzenlemeler) bağlıdır.
2
Bu nedenle Kalecki için “kâr payı” (profit share) ile “markup” birbirine bağlıdır: işçi ücretlerinin, ithalat maliyetlerinin ve şirketlerin pazarlık gücünün dağılımı enflasyon dinamiklerinin merkezindedir. Enflasyon sadece parasal değil, sınıfsal ve kurumsal bir olgudur.
3
Marc Lavoie’nin uyarısı burada devreye girer: kâr payı yükseldiğinde bu her zaman markup artışından kaynaklanmaz. Örneğin ithalat fiyatları ücretlere kıyasla artarsa, ücretlerin milli gelirdeki payı düşer, kâr payı yükselir — firmalar markup değiştirmeden.
4
Ama bu Lavoie’nin eleştirisini tam anlamıyla “kâr enflasyonu” tezini çürütmez. Çünkü Weber & Wasner’ın gösterdiği gibi mekanizma şöyle işler: önce bir maliyet şoku (enerji, navlun, emtia). Sonra firmalar markuplarını korumak için fiyatları artırır.
5
Burada kritik nokta: firmalar maliyet şokunu yalnızca aktarmıyor, aynı zamanda “margin protection” yapıyor. Yani maliyet artışının üstüne kendi kâr oranlarını da koyuyor. Bu zincirleme şekilde nihai tüketici fiyatlarını şişiriyor.
6
Tüm sektörler aynı hızda fiyat güncellemez. Enerji günlük fiyatlar; marketler aylık; imalatçılar yıllık kontratlarla çalışır. Bu gecikmeler ve “input-output” bağlantılar nedeniyle maliyet şokunun etkisi dalgalar halinde yayılır → enflasyon kalıcılaşır.
7
Buna “profit-led inflation” denmesinin sebebi: maliyet şokunun yükü işçilere kayıyor. Reel ücretler erirken, kâr marjları korunuyor. Yani enflasyonun dağılımsal kaynağı kârlar lehine, ücretler aleyhine. Semantik tartışmadan öte, politik ekonomi meselesi.
8
Kaleckian/structuralist gelenek burada net: markuplar egzojen zira aslında kurumlar ve toplumsal güç dengeleriyle belirlenir. 1980 sonrası dönemde emek zayıfladıkça markuplar ve kâr payları seküler olarak yükseldi.
9
2020–2022’de yaşanan pandemi + tedarik zinciri + enerji şokları, bu yapısal zeminde üzerine geldi. Firmalar maliyetleri kolayca fiyatlara yansıttı çünkü ücret direnci zayıftı. Bu da “cost-push-profit-led inflation” dediğimiz mekanizmayı yarattı.
10
Peki güncel soru: markuplar gerçekten arttı mı? Araştırmalar karışık. 2021’de daha yaygın bir artış vardı. 2022–2023’te ise bazı yüksek markup’lı firmaların pazar payını büyütmesiyle ortalama yükseldi. Yani hem “koruma” hem “opportunistic” davranış var.
11
Amplifikasyon nerede doğuyor?
Örnek: maliyet 100→120 (yakıt), firma sabit tutsa bile fiyat 125→150 çıkar. Aşağı akıştaki perakendeci 650 maliyetine aynı =0.20 uygular: 780. Her halka “maliyet + ” birikimli çalışır; salt iletim değil genleşmiş geçiş yaşanır.
Örnek: maliyet 100→120 (yakıt), firma sabit tutsa bile fiyat 125→150 çıkar. Aşağı akıştaki perakendeci 650 maliyetine aynı =0.20 uygular: 780. Her halka “maliyet + ” birikimli çalışır; salt iletim değil genleşmiş geçiş yaşanır.
12
ABD’de NIPA kârları 2024 sonunda ~4,0 trilyon $ (IVA/CCA dâhil). Nominal kâr seviyesi tarihî yüksek; pay dinamiği ise pandemi öncesine göre daha karmaşık (sektörel ayrışma + pazar payı kayması). Tartışma bu yüzden “kâr-enflasyonu mı, yoksa kompozisyon mu?” ekseninde.
13
Markuplar gerçekten arttı mı? Literatür karışık:
– DEU (De Loecker–Eeckhout–Unger) çizgisi uzun dönem pazar gücü artışı buluyor.
– 2023–2025 çalışmalarında bazı sektörlerde yaygın değil ama konsantre artışlar işaretleniyor (yüksek ’lu firmalar pazar payı büyütüyor).
– DEU (De Loecker–Eeckhout–Unger) çizgisi uzun dönem pazar gücü artışı buluyor.
– 2023–2025 çalışmalarında bazı sektörlerde yaygın değil ama konsantre artışlar işaretleniyor (yüksek ’lu firmalar pazar payı büyütüyor).
14
Para politikası gerekli ama tek başına yetersiz. Dağılım/rekabet kurumu/tedarik zinciri mimarisi (enerjide arz güvenliği, lojistik verimliliği, gıda tedarik pazarları) “-koruma refleksi”ni sınırlayan yapısal tamamlayıcılardır.
15
Örnek: 2008 krizi sonrası temel mal enflasyonu ortalamasının negatif olması, bu para politikası etki alanında değildi.