Önce kısa bir hatırlatma. Cari açık, en yalın haliyle, bir ülkenin dış dünyayla yaptığı mal, hizmet ve gelir alışverişindeki net sonuçtur. Açık vermek, ülkenin dışarıya kazandığından fazlasını harcaması, aradaki farkı da dış finansmanla kapatması demektir. Ama bu net sonucun içinde, birbirine ters yönde çalışan kalemler vardır; ve asıl hikâye oradadır.
Açığı kronik biçimde büyüten ilk kalem, enerji ithalatıdır. Türkiye, kullandığı enerjinin önemli bir bölümünü, özellikle petrol ve doğal gazı, dışarıdan almak zorundadır. Bu, cari açığın hem en ağır hem de en oynak kalemlerinden biridir. Üstelik bu kalem, büyük ölçüde Türkiye'nin kontrolü dışındadır: dünya enerji fiyatları yükseldiğinde, Türkiye hiçbir şeyini değiştirmese bile, sırf fatura kabardığı için cari açık otomatik olarak şişer.
Açığı büyüten ikinci kalem, ara malı ve sermaye malı ithalatıdır. Bu bloğun başında kurduğumuz gibi, Türkiye'nin üretimi ve ihracatı, dışarıdan alınan girdilere yaslanır. Bunun doğrudan sonucu şudur: ekonomi büyüdükçe, üretip ihraç ettikçe, ithalat da onunla birlikte artar. İşte cari açığın büyümeyle birlikte genişlemesinin, yani o sezgiye aykırı bağın mekaniği buradadır.
Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Açığı düzenli olarak kapatmaya çalışan güçlü bir kalem de vardır: hizmet dengesi, başta da turizm. Turizm gelirleri, Türkiye için istikrarlı ve önemli bir döviz kaynağıdır; mal ticaretinde verilen açığın kayda değer bir bölümünü dengeleyen yapısal bir tampon işlevi görür. Taşımacılık ve müteahhitlik gibi diğer hizmet gelirleri de bu dengeye katkı verir. Yani Türkiye mal alışverişinde açık verirken, hizmet alışverişinde bu açığı kısmen geri kazanır.
Şimdi bu ayrıştırma bizi çok önemli bir kavrama götürüyor: çekirdek, yani enerji-dışı denge. Manşette okuduğumuz cari açık rakamı, enerji fiyatlarındaki geçici dalgalanmalarla sürekli salınır; bir yıl enerji ucuzlar, açık küçülür, ertesi yıl pahalanır, açık şişer. Bu salınım, altta yatan yapısal durumu gizleyebilir. İşte bu yüzden analistler çoğu zaman enerjiyi dışlayıp bakar. Enerji-dışı denge, açığın ne kadarının kalıcı bir yapısal eğilimden, ne kadarının ise geçici bir fiyat hareketinden kaynaklandığını ayırmaya yarar. Mantık, enflasyonda çekirdek enflasyona bakmakla aynıdır: oynak kalemleri çıkarıp altta yatan asıl eğilimi görmek.
Şimdi üç derse bakalım.
Birincisi, manşet rakam değil, bileşim konuşur. Aynı cari açık seviyesi, çok farklı şeyler anlatabilir. Bir yıl açık, sadece dünya enerji fiyatları fırladığı için geçici olarak büyümüş olabilir; başka bir yıl, ekonomi hızlı büyüdüğü için yapısal ithalattan kaynaklanıyor olabilir. Bu ikisi bambaşka durumlardır ve bambaşka politika gerektirir. Bu yüzden iyi bir analist, cari açık rakamına tek parça bakıp "büyüdü, küçüldü" demekle yetinmez; onu kalemlerine ayırır. Rezervde olduğu gibi burada da, rakamın kendisi değil bileşimi konuşur.
İkincisi, geçici şoku yapısal eğilimden ayırmak için çekirdeğe bakmak gerekir. Enerji fiyatı gibi dışsal ve oynak kalemler, manşeti bir o yana bir bu yana savurur; ama bunlar Türkiye'nin altta yatan yapısal durumu hakkında çok az şey söyler. Asıl soru şudur: enerji gibi geçici etkileri çıkardığımızda, açık nereye oturuyor? Çekirdek dengeye bakmak, bir yılın iyi ya da kötü görünmesinin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu anlamanın yoludur.
View Tweet

