1. Caspar David Friedrich bu tablosuna hayat verirken hiç şüphe yok ki yüzyılların travmasını parmak uçlarında hissediyordu.

2. İnsanoğlunun yaklaşık altı asırdır baş etmeye çalıştığı o korkunç travmadan bahsediyorum. Şüphesiz ki travma baş edilebildiği sürece motive edici, ilerletici ve iyileştiricidir. Başlayalım.
3. Binlerce yıl boyunca insanlar kafalarını kaldırdıklarında kendilerini tavaf eden bir gökyüzü gördüler. O yüzden ilk insanların kendilerini evrenin merkezinde kabul etmeleri şaşılacak bir durum değildi.
4. İlk şüphe kimin zihnine düştü bilinemez. Fakat her şeyin merkezinde olmadığımızı ve Güneş’in etrafında döndüğümüzü ispatlayan Kopernik’ti. ‘Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine’ adına bir kitap yazdı ve Güneş merkezli bir model sundu.
5. Ve doğal olarak karşısında kadim bilginin aşılması zor kadim surlarını buldu. Büyücü sınıfı her şeyin merkezinde olduğumuz inancında ısrarcı idi.
6. Kutsal kitap şüphesiz en doğruyu söylerdi ve bu yüzden Dünya’nın sabit olduğundan ve geri kalan her şeyin bizim etrafımızda döndüğünden emindik. Yani biz farklıydık, ayrıydık, arınmıştık, üstündük, özeldik...
7. Isaac Asimov 1972'de, ‘Ay'ın Trajedisi’ kitabında, Ay’ın Dünya’nın değil de, Venüs’ün uydusu olması durumunda bilimin 1000 yıl önce gelişeceğini iddia eder. Çünkü Venüs’ün etrafında çıplak gözle görebileceğimiz bir uydu, "Dünya merkezli evren" fikrini savunulmaz yapacaktı.
8. Kopernik’in alevlendirdiği şüphe Galileo’da test imkanına kavuştu. Galileo teleskobuyla yıldızları inceleyerek Samanyolu Galaksisi’nin çok sayıdaki yıldızın bir araya gelmesindenoluştuğunu ispatladı.
9. Cesur Galileo Kardinal Bellarmino’yu teleskobundan bakmaya davet etti, Bellarmino teleskobun ucunda oturan şeytanları sebep göstererek daveti reddetti. Galileo yargılanmayı hak etmişti. Yargılandı, görüşlerimden vazgeçtim dedirtildi, ev hapsinde koyuldu.
10. Elbette konusu dahi edilemezdi. Tanrı’nın oğlunun ayaklarını bastığı topraklar birkaç kaçık tarafından önemsiz addedilemezdi. Kopernik susturuldu, Galileo yargılandı, Bruno yakıldı...
11. LakinKepler’i yedirmedik. Kepler arkasına aldığı Protestan devlet gücü ile Vatikan’a kafa tutabildi. Dökülen kanlar gerçeği değiştirmemişti.
12. Kilise dünyanın devinimini doğrulayan kitapların basılmasına ancak 1822'de izin verdi. İnada bakar mısınız?
13. Aslında Güneş’in etrafında dönüyor olmamızın avama bakan tarafıyla sakıncası sınırlıydı. Olabilirdi, mümkündü, çünkü Tanrı Güneş’i bizlere hizmet etmesi için yaratmıştı. Lakin orada kalınmadı, devamında hikaye çok daha ilginçleşti.
14. Edwin Hubble, uzun uğraşları, karşılaştırmaları ve hesaplamaları sonucunda bazı yıldızların Samanyolu Galaksisi’nde yer alamayacak kadar uzak olduklarını ispatladı.
15. Harlow Shapley Samanyolu’nun önceden düşünülenden daha geniş olduğunu, yüz milyar yıldıza sahip olduğunu ve Güneş’in Samanyolu’nun merkezinde değil, ücra, ilgisiz bir köşesinde bulunduğunu gösterdi.
16. O zamanlar Samanyolu’nda bir nebula olduğu düşünülen Andromeda’nın bizimkine tıpatıp benzeyen bir başka sarmal galaksi olduğu keşfedildi.
17. Devamında Samanyolu Galaksisi’nin ve aynı zamanda Andromeda Galaksisi’nin gözlenebilir evrenimizde bulunan diğer 400 milyar galaksiden sadece ikisi olduğu ispatlandı.
18. Aramızdan bazıları sıradanlığımızı keşfetmişti. Merak kendi varoluş sebebine sahipti ve bu yüzden sıradanlığının farkına varan insan doğası gereği daha çok bilmek istedi, haddini daha da aştı ve sıradışı olmaya başladı.
19. Jan Oort, Samanyolu’nun sahip olduğu tahmini madde miktarını hesapladı, ciddi bir uyumsuzluk tespit etti. Dünya’nın yörüngesinden fırlayıp gitmesini önleyebilecek miktarda çekim gücü, yani madde, mevcut değildi.
20. Güneş gibi beş Güneş, Mars gibi beş Mars, Jüpiter gibi beş Jüpiter... olmalıydı ki şuan durduğumuz yerde savrulmadan duralım.
Generated by Thread Navigator
Press ⌘ + S to quick-export
