@LOmecha: 1. Caspar David Friedrich bu t...
@LOmecha
11 views
Mar 27, 2026
Advertisement
2
2. İnsanoğlunun yaklaşık altı asırdır baş etmeye çalıştığı o korkunç travmadan bahsediyorum. Şüphesiz ki travma baş edilebildiği sürece motive edici, ilerletici ve iyileştiricidir. Başlayalım.
3
3. Binlerce yıl boyunca insanlar kafalarını kaldırdıklarında kendilerini tavaf eden bir gökyüzü gördüler. O yüzden ilk insanların kendilerini evrenin merkezinde kabul etmeleri şaşılacak bir durum değildi.
4
4. İlk şüphe kimin zihnine düştü bilinemez. Fakat her şeyin merkezinde olmadığımızı ve Güneş’in etrafında döndüğümüzü ispatlayan Kopernik’ti. ‘Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine’ adına bir kitap yazdı ve Güneş merkezli bir model sundu.
5
5. Ve doğal olarak karşısında kadim bilginin aşılması zor kadim surlarını buldu. Büyücü sınıfı her şeyin merkezinde olduğumuz inancında ısrarcı idi.
6
6. Kutsal kitap şüphesiz en doğruyu söylerdi ve bu yüzden Dünya’nın sabit olduğundan ve geri kalan her şeyin bizim etrafımızda döndüğünden emindik. Yani biz farklıydık, ayrıydık, arınmıştık, üstündük, özeldik...
7
7. Isaac Asimov 1972'de, ‘Ay'ın Trajedisi’ kitabında, Ay’ın Dünya’nın değil de, Venüs’ün uydusu olması durumunda bilimin 1000 yıl önce gelişeceğini iddia eder. Çünkü Venüs’ün etrafında çıplak gözle görebileceğimiz bir uydu, "Dünya merkezli evren" fikrini savunulmaz yapacaktı.
8
8. Kopernik’in alevlendirdiği şüphe Galileo’da test imkanına kavuştu. Galileo teleskobuyla yıldızları inceleyerek Samanyolu Galaksisi’nin çok sayıdaki yıldızın bir araya gelmesindenoluştuğunu ispatladı.
9
9. Cesur Galileo Kardinal Bellarmino’yu teleskobundan bakmaya davet etti, Bellarmino teleskobun ucunda oturan şeytanları sebep göstererek daveti reddetti. Galileo yargılanmayı hak etmişti. Yargılandı, görüşlerimden vazgeçtim dedirtildi, ev hapsinde koyuldu.
10
10. Elbette konusu dahi edilemezdi. Tanrı’nın oğlunun ayaklarını bastığı topraklar birkaç kaçık tarafından önemsiz addedilemezdi. Kopernik susturuldu, Galileo yargılandı, Bruno yakıldı...
11
11. LakinKepler’i yedirmedik. Kepler arkasına aldığı Protestan devlet gücü ile Vatikan’a kafa tutabildi. Dökülen kanlar gerçeği değiştirmemişti.
12
12. Kilise dünyanın devinimini doğrulayan kitapların basılmasına ancak 1822'de izin verdi. İnada bakar mısınız?
13
13. Aslında Güneş’in etrafında dönüyor olmamızın avama bakan tarafıyla sakıncası sınırlıydı. Olabilirdi, mümkündü, çünkü Tanrı Güneş’i bizlere hizmet etmesi için yaratmıştı. Lakin orada kalınmadı, devamında hikaye çok daha ilginçleşti.
14
14. Edwin Hubble, uzun uğraşları, karşılaştırmaları ve hesaplamaları sonucunda bazı yıldızların Samanyolu Galaksisi’nde yer alamayacak kadar uzak olduklarını ispatladı.
15
15. Harlow Shapley Samanyolu’nun önceden düşünülenden daha geniş olduğunu, yüz milyar yıldıza sahip olduğunu ve Güneş’in Samanyolu’nun merkezinde değil, ücra, ilgisiz bir köşesinde bulunduğunu gösterdi.
16
16. O zamanlar Samanyolu’nda bir nebula olduğu düşünülen Andromeda’nın bizimkine tıpatıp benzeyen bir başka sarmal galaksi olduğu keşfedildi.
17
17. Devamında Samanyolu Galaksisi’nin ve aynı zamanda Andromeda Galaksisi’nin gözlenebilir evrenimizde bulunan diğer 400 milyar galaksiden sadece ikisi olduğu ispatlandı.
18
18. Aramızdan bazıları sıradanlığımızı keşfetmişti. Merak kendi varoluş sebebine sahipti ve bu yüzden sıradanlığının farkına varan insan doğası gereği daha çok bilmek istedi, haddini daha da aştı ve sıradışı olmaya başladı.
19
19. Jan Oort, Samanyolu’nun sahip olduğu tahmini madde miktarını hesapladı, ciddi bir uyumsuzluk tespit etti. Dünya’nın yörüngesinden fırlayıp gitmesini önleyebilecek miktarda çekim gücü, yani madde, mevcut değildi.
20
20. Güneş gibi beş Güneş, Mars gibi beş Mars, Jüpiter gibi beş Jüpiter... olmalıydı ki şuan durduğumuz yerde savrulmadan duralım.
21
21. Yine Jan Oort 1932 yılında bu uyumsuzluğu açıklayabilmek için çok yıkıcı bir fikir ortaya attı. Ona göre evren bilinmeyen bir maddeyle doluydu. Adına karanlık madde denildi, varlığı 2003 yılında ispatlandı.
22
22. Karanlık madde, evrendeki başat parçacıkların bizleri oluşturan protonlardan, nötronlardan ve elektronlardan başka olduğu gerçeğini ortaya koydu. Bu elbette bir diğer şoktu.
23
23. Yani evrenin merkezinde olmadığımız gerçeğini hazmetmeye çalışırken bizleri oluşturan parçacıklardan daha önemli parçacıkların olabileceğini de öğrenmiş oluyorduk.
24
24. Bir diğer soğuk duş karanlık enerjinin keşfidir. Büyümesinin giderek yavaşladığı düşünülen evrenin hızlanarak genişlediğinin ortaya çıkması diğer bir enerji çeşidini bizlere tanıttı.
25
25. Böylece Karanlık Madde ve Karanlık Enerjinin evrenin yaklaşık %95’ini oluşturduğunu anlamış olduk. Karanlık tarafın deney aparatları veya çöpleri miyiz?
View Tweet
26
26. Evren son hız genişliyor. İki trilyon yıl sonra soğuk ve karanlık bir evren bizleri bekliyor. Yıldızlar yine olacak, yıldızların etrafında dönen gezegenler yine olacak, belki bu gezegenlerde bizim benzerimiz canlılar da olacak.
27
27. Lakin bu canlılar kafalarını göğe kaldırdıklarında gökyüzünde sonsuz karanlığı görecekler. Çünkü her şey birbirinden korkunç derecede uzaklaşmış olacak.
28
28. ARANOT: İki trilyon yıl, dile kolay. Evren 13,7 milyar yaşında olduğuna göre henüz yeni doğmuş denilebilir.
29
29. Uzak geleceğin astronomları gökyüzünde sadece karanlık görecekleri için neyi kaçırdıklarından habersiz olacaklar. Ne Büyük Patlama’dan haberleri olacak ne de evreni hızla genişleten karanlık enerjiden.
30
30. Muhtemelen bizler de çok şeyi kaçırdık. Fakat göreceli olarak daha iyi olduğumuz çok açık. İlginç bir durum var. Güneş tutulmasını düşünün. Ay’ın diski Güneş’in diskini neredeyse tamamen örter değil mi?
31
31. Ay ile Dünya arasındaki mesafe gittikçe açılıyor. Geçmişte Ay çok daha büyük görünürdü ve tutulma esnasında Güneş’i uzun süre karartırdı. Gelecekte ise Ay çok daha küçük görünecek ve tutulma esnasında Güneş’in çevre halkası görülür olacak.
32
32. İşte bizler Ay ve Güneş disklerinin tam birbirlerini örttüğü manidar bir zamanda medeniyet kurduk. İdeal zamanlama. Konu üzerinde biraz nöron ateşleyince ürküyorsunuz.
33
33. İnsanoğlununbilgi ile imtihanı her zaman zor ve hırpalayıcı olmuştur. Evrenin merkezi olmayışımız ve evrenin aslolan maddesinden oluşmuyor olma ihtimalimiz düşünce dünyalarımıza soğuk rüzgarlar ekti.
34
34. On dokuz ve yirminci yüzyıllar ekilen rüzgarların fırtınalara yürüdüğü yüzyıldır.
35
35. Darwin tek bir hücreden evrimleştiğimizi ve en kadim inançlardan Adem ile Havva hikayesinin uydurma olduğunu iddia etti. Freud bilinçdışı ve bilinçaltı kavramlarını tanımlayarak sahibi olduğumuzu düşündüğümüz bedenimizin aslında misafiriolduğumuzu söyledi.
36
36. Görelilik kuramı bildiğimiz her şeyin ne kadar eksik olduğunu ispatladı. Kuantum teorisi etrafımızdaki her şeyin birer ilüzyon olabileceği fikrini ortaya çıkardı.
37
37. Ve bu kafa karışıklığı fırtınası Nietzsche’nin Tanrı’yı ölü ilan etmesi ile kusursuz bir kasırgaya evrildi.
38
38. Cevabı bulunan her soru daha büyük bir soruya dönüştü. Bildikçe ne kadar çok bilmediğimizin farkına vardık, sıradanlığımızı keşfettikçe daha da sıradanlaştık, sıradanlığını fark edenler sıradışı oldu.
39
39. Kuantum dinamiğini anlayamama acizliğimiz onu kullanmaktan bizleri alıkoymuyor, günümüzde onunla nefes alıp verebiliyoruz. Teori karşısındaki aciz sıradanlığımız, onu sıradışı kullanımımızı engellemiyor.
40
40. Bilgiselin başında bahsi geçen travma budur; Caspar David Friedrich’in tablosunda zirvelerde arzu endam eden yaşlı bilgenin, ne kadar yukarı çıkarsa çıksın her şeyi daha yoğun bir sis perdesinin arkasında görmesi/görememesi, sıradanlığı keşif!
