Hi,👋 we have updated the app and fixed multiple bugs. We are lacking funds, request to free user not to use Adblock. Ads are non intrusive. 😊

Carousel Studio

Repurpose X Threads into LinkedIn & Instagram Carousels

Canvas & Ratio

Choose your destination platform format


Layout Template

Choose a content structure for your slides


Preset Themes


Typography & Sizing

Title Font Size36px
Body Font Size18px
Header & Footer Size12px

Brand Kit Customization

AGENCY

Configure brand assets for headers & footers

MULTI-PROFILES (AGENCY)
AGENCY
SAVE PRESETS (AGENCY)

Outro Slide CTA

Customize your closing call-to-action slide

#1
#2
#3

Background Pattern

Source Content

Build Your Carousel

Drag and drop any post card below onto a slide, or use the quick buttons to insert content/images instantly!

Drag Post #1
The Notorious B.I.D.
@Notorious_BID

Türk lirasının uzun vadeli değer kaybı bir kaza değildir; tek bir kararın, tek bir hatanın ya da bir komplonun sonucu da değildir. Büyük ölçüde, basit ama acımasız bir aritmetiğin sonucudur. İçeride enflasyon, dışarıdan kalıcı olarak yüksekse, kurun uzun vadede gidebileceği tek bir yön vardır. Bu içerikte, herkesin günlük hayatta hissettiği bu hikâyeyi, duygudan arındırıp mekanizmasıyla ele alacağız. Önce temel mekanizma. Bir paranın değeri, en yalın haliyle, satın alma gücüdür. Enflasyon, paranın içeride satın alma gücünü aşındırır; bugün bir sepeti dolduran para, yarın aynı sepeti dolduramaz. Şimdi mantıklı bir adım atalım: eğer bir para içeride sürekli değer kaybediyorsa, dışarıya karşı da, yani başka paralar karşısında da değer kaybetmesi beklenir. İki ülke düşünün; birinde enflasyon kalıcı olarak yüksek, diğerinde düşük olsun. Zamanla, yüksek enflasyonlu ülkenin parası, düşük enflasyonlu ülkenin parası karşısında değer kaybetmek zorundadır; çünkü aksi halde o ülkenin malları dışarıda imkânsız derecede pahalı kalırdı. Kur, uzun vadede bu enflasyon farkını kapatacak şekilde hareket eder. İktisatta bunun adı satın alma gücü paritesidir. İşte Türk lirasının uzun vadeli hikâyesinin motoru budur. Serinin başında kuru belirleyen kanallardan birinin enflasyon farkı olduğunu söylemiştik; Türkiye'nin enflasyonu, ticaret yaptığı ülkelerin enflasyonundan uzun yıllar boyunca kalıcı biçimde yüksek olduğu için, TL'nin nominal değer kaybı bu farkın doğal ve büyük ölçüde kaçınılmaz bir yansımasıdır. Bu, kuru mazur göstermek değil; sadece onu doğru yere, yani enflasyonun sonucu olarak konumlandırmaktır. Şimdi bu içeriğin en önemli ayrımına geliyoruz: nominal kur ile reel kur. Bu ayrım, reel ve nominal kavramını ilk kez konuştuğumuz içeriğin, kur ölçeğine taşınmış halidir. Nominal kur, ekrandaki rakamdır. "Dolar kaç oldu" sorusunun cevabı, herkesin gördüğü, manşetlere taşınan sayıdır. Reel kur ise, bu nominal rakamın iki ülke arasındaki enflasyon farkından arındırılmış halidir. Sorduğu soru şudur: bu para gerçekten değer mi kaybetti, yoksa sadece enflasyon farkını mı yansıttı? Buradan çok sezgiye aykırı bir sonuç çıkar. Nominal kur sürekli yükseliyor, yani TL nominal olarak değer kaybediyor olabilir; ama eğer içerideki enflasyon, dışarıdaki enflasyondan daha da hızlıysa, reel kur tam tersine değer kazanıyor, yani TL reel olarak pahalılaşıyor olabilir. Kulağa çelişkili geliyor ama değil: "kur yükseldi ama TL hâlâ pahalı" cümlesi pekâlâ doğru olabilir. Çünkü nominal yükseliş, içerideki fiyat artışına yetişemediğinde, paranın gerçek satın alma gücü dışarıya kıyasla artmış olur. Peki bu ayrım neden önemli? Çünkü reel kur, bir ülkenin dış rekabet gücünün göstergesidir. Reel olarak değerli, yani pahalı bir kur, o ülkenin mallarını dışarıda pahalı kılar; ihracatı zorlaştırır, ithalatı ise ucuzlatıp cazip hale getirir. Bu da doğrudan cari açığı besler, ki bir önceki içerikte tam da bunu konuşmuştuk. Reel olarak ucuz bir kur ise bunun tersini yapar: ihracatçıya avantaj sağlar, ithalatı pahalılaştırır. Yani kur sadece bir fiyat değil, ekonominin dış dünyaya karşı rekabet ayarıdır. Şimdi üç derse bakalım. Birincisi, nominal değer kaybına tek başına bakmak yanıltıcıdır. Uzun vadeli nominal düşüş, büyük ölçüde enflasyon farkının aritmetiğidir; tek başına bir "felaket" ya da "beceriksizlik" kanıtı olarak okunamaz. Asıl soru, nominal kurun ne kadar düştüğü değil, reel kurun ne yaptığıdır. İyi bir analist, herkesin baktığı nominal şokun arkasındaki reel resmi arar; çünkü gerçek hikâye oradadır. <a target="_blank" href="https://twitter.com/notorious_bid/status/2067629285452464231" color="blue">x.com/notorious_bid/…</a>

Apply Image
Drag Post #2
The Notorious B.I.D.
@Notorious_BID

İkincisi, "güçlü para her zaman iyidir" sezgisi yanlıştır. Sezgi bize değerli bir paranın bir gurur kaynağı, zayıf bir paranın ise utanç olduğunu söyler. Ama ekonomik olarak reel olarak aşırı değerli bir kur tehlikeli olabilir: ihracatı baltalar, ithalatı şişirir ve cari açığı büyüterek kırılganlık biriktirir. Bazen reel olarak zayıf bir kur, ihracatçı için ve dış dengeyi düzeltmek için gereklidir. Para biriminin değeri bir prestij yarışı değil, bir denge ayarıdır. Üçüncüsü, kısa vadede algı, uzun vadede aritmetik kazanır. Kısa vadede kuru oynatan şey çoğu zaman enflasyon farkı değil, beklenti, güven ve risk algısıdır; bunu bir önceki kriz içeriklerinde görmüştük. Kur, güven bozulduğunda fundamentallerin çok ötesine sıçrayabilir. Ama uzun vadede, kalıcı enflasyon farkı eninde sonunda kendini kura yazdırır. Yani günü günden bakarsanız algıyı, yılları üst üste koyarsanız aritmetiği görürsünüz. İyi analist ikisini birden, ama doğru zaman ölçeğinde okur. Özetle Türk lirasının uzun vadeli nominal değer kaybı, bir kaza değil, kalıcı bir enflasyon farkının büyük ölçüde kaçınılmaz aritmetik sonucudur. Ama ekranda gördüğümüz nominal rakam, hikâyenin yalnızca yüzeyidir; asıl anlamlı olan, rekabet gücünü gösteren reel kurdur. Kuru anlamak, o sayının ötesine, onu yaratan enflasyon farkına ve reel kurun anlattığı asıl hikâyeye bakmaktır. Kur, bütün bu yapının fiyat etiketiydi. Peki bu yapı, her yıl yeniden finanse edile edile geride ne biriktirdi? Cari açığın bir akış olduğunu söylemiştik; onun zaman içinde biriken stoğu, dış borçtur. Türkiye bloğunu kapatan sıradaki içerikte buna bakıyoruz: Türkiye'nin dış borç yapısı.