@omerdumgiriz: 📌İttihad ve Terakki Cemiyeti H...
@omerdumgiriz
23 views
Mar 28, 2026
Advertisement
1
📌İttihad ve Terakki Cemiyeti Hakkında Notlar
"Yüzyıl başlarında [Jön Türklerin] bazıları bir araya gelerek, pozitivist bir yaklaşıma ve siyasi mücadele için radikal bir vizyona sahip olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurdular."
📕Riccardo Mandelli, "Son Sultan", 2016, s. 37
"Yüzyıl başlarında [Jön Türklerin] bazıları bir araya gelerek, pozitivist bir yaklaşıma ve siyasi mücadele için radikal bir vizyona sahip olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurdular."
📕Riccardo Mandelli, "Son Sultan", 2016, s. 37
View Tweet
2
Muhtelif hücrelerden müteşekkil Jön Türk hareketi,
Selânik'de Yahudi/mason teşkilatı destekli Sabataycıların öncülüğünde kurulan gizli Osmanlı Hürriyet Cemiyeti (nihaî adıyla İttihad ve Terakki Cemiyeti) etrafında toparlanmıştır.
View Tweet
Selânik'de Yahudi/mason teşkilatı destekli Sabataycıların öncülüğünde kurulan gizli Osmanlı Hürriyet Cemiyeti (nihaî adıyla İttihad ve Terakki Cemiyeti) etrafında toparlanmıştır.
View Tweet
3
İttihadçı tarih yazımı, İttihad ve Terakki Cemiyeti merkez komitesi Selânik ocağının, ekseriyetle Sabataycı kontrolünde olduğunu gizler veyahud refleksif reddeder.
View Tweet
4
Türkiye'de siyasî tarih nazariyesinin ideolojik kör noktaları, bazı ecnebî kaynaklar sayesinde tenvir edilebilmektedir.
Örneğin, İngiliz yarı resmî "The Times"in sahib-i mesul ve başmuharrirlerinden H.W. Steed, İTC'deki Sabataycı hâkimiyetini teslim eder.
Örneğin, İngiliz yarı resmî "The Times"in sahib-i mesul ve başmuharrirlerinden H.W. Steed, İTC'deki Sabataycı hâkimiyetini teslim eder.
View Tweet
5
Jön Türk hareketi Selânik ocağındaki ve İttihad ve Terakki Cemiyeti merkez komitesindeki Sabataycı hâkimiyetine ilişkin mebzûl mikdar tarihî somut delil, ber-vech-i âtî not zincirinde yer almaktadır.
View Tweet
6
"Avrupa" 1908 Jön Türk ayaklanması ve Kanun-ı Esasi'nin yürürlüğe konması hadiselerini, "Ortadoğu'daki bir tür Fransız devrimi olarak değerlendirdi."
📕Riccardo Mandelli, "Son Sultan", 2016, s. 37
📕Riccardo Mandelli, "Son Sultan", 2016, s. 37
View Tweet
7
"İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin laikleştirme operasyonu, ordu dâhil çoğu kesim tarafından hoş karşılanmamıştı."
📕Riccardo Mandelli, "Son Sultan", 2016, s. 38
📕Riccardo Mandelli, "Son Sultan", 2016, s. 38
View Tweet
9
İttihadçı ve Kemalist tarih yazımının kalifiye takımı sükût veya güya bilimsel red ederken çapulcu takımı ise tersine komplo teorisi üretmek suretiyle son bir buçuk asırlık Türkiye siyasî tarihinin en mühim bir aktörü Sabataycıları önemsizleştirmektedir.
10
11
"Dönmeler farmasonlukta, İTC'de, 1908 Meşrutiyet Devrimi'nde ve devrimden sonraki Osmanlı siyasetinde büyük rol oynadılar."
View Tweet
12
Paris diasporasındaki Selânik Dönmeleri, İTC merkez komitesi Selânik ocağı namına lobi faaliyeti yürütüyorlardı.
View Tweet
13
14
Bilhassa Selânik'deki ve Payitaht İstanbul'daki Sabataycılar, İttihad ve Terakki yeraltı cemiyetinin siyasî programının gerçekleştirilmesi için bulundukları muhitleri hazırlamaya çalışıyorlardı.
View Tweet
15
16
Abdülhamid karşıtlığının odak teşkilatı İTC, padişahı devirmek için suikastlara ve hükümet darbesine tevessül ediyordu.
View Tweet
17
İTC'nin liderlerinden Doktor Nâzım, Kapanî Sabataycı olmasına rağmen Yahudi kökenini reddetmiştir.
View Tweet
18
Abdülhamid idaresi ile İTC idaresinin bazı cihetlerden mukayesesi için zeyldeki not zinciri okunabilir:
View Tweet
20
"İttihat ve Terakki Cemiyeti 1910 yılında, İstanbul'daki sokak köpeklerinin kökünü kazımak için hayvanları aç ve susuz Marmara Denizi'ndeki bir adaya terk edince bir kahin, savaş ve yıkım olacağını öngörmüştür. Nitekim dediği de çıktı."
📕Mandelli, 2016
📕Mandelli, 2016
View Tweet
24
📅23 Aralık 1918
✍️İngiliz Fevkalâde Komiserliği, Hariciye Nezâretine telgraf gönderdi.
İTC'nin, Teceddüd Fırkası çatısı altında, içeride "ırkçı" ve "milliyetçi" dışarıda "İslamcı" politikalar izlediği düşünülüyor.
📕FO, 371/3411, 210539; Aktaran: Abdurrahman Bozkurt, İtilaf Devletlerinin İstanbul’da İşgal Yönetimi, 2014, s. 167
✍️İngiliz Fevkalâde Komiserliği, Hariciye Nezâretine telgraf gönderdi.
İTC'nin, Teceddüd Fırkası çatısı altında, içeride "ırkçı" ve "milliyetçi" dışarıda "İslamcı" politikalar izlediği düşünülüyor.
📕FO, 371/3411, 210539; Aktaran: Abdurrahman Bozkurt, İtilaf Devletlerinin İstanbul’da İşgal Yönetimi, 2014, s. 167
29
📅2 Ocak 1919
✍️İspanyol "El Sol" gazetesi İstanbul muhabiri:
❝Türkiye'de ciddi nüfuza sahip İttihat ve Terakki Cemiyeti Türklerin kendini idare etmekten aciz olduğu ve Mısır'da olduğu gibi yönetimi İngiltere'nin devralması gerektiği kanaatinde.❞
✍️İspanyol "El Sol" gazetesi İstanbul muhabiri:
❝Türkiye'de ciddi nüfuza sahip İttihat ve Terakki Cemiyeti Türklerin kendini idare etmekten aciz olduğu ve Mısır'da olduğu gibi yönetimi İngiltere'nin devralması gerektiği kanaatinde.❞
View Tweet
30
📅1 Kasım 1918
✍️İspanyol "La Nacion" gazetesi, İTC iktidarını şöyle tavsif ediyor:
❝Laik Türk tiranlığı❞.
✍️İspanyol "La Nacion" gazetesi, İTC iktidarını şöyle tavsif ediyor:
❝Laik Türk tiranlığı❞.
View Tweet
32
Devr-i İTC Hükümetinde Bir Mabed: Türk Ocağı
Cihan Harbi sırasındayken İstanbul'daki ihtiyat zabitleri talimgahında okutulan bir marşda yer alan şu mısra dikkati çekiyor:
Mabedimiz Türk ocağı, kâbemiz de yüce, parlak Turan'dır.
📚Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, 1971, s. 78; Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, 1990, s. 255
Cihan Harbi sırasındayken İstanbul'daki ihtiyat zabitleri talimgahında okutulan bir marşda yer alan şu mısra dikkati çekiyor:
Mabedimiz Türk ocağı, kâbemiz de yüce, parlak Turan'dır.
📚Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, 1971, s. 78; Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, 1990, s. 255
33
İttihad ve Terakki, yabancı konsolosluklara gönderdiği bir muhtırada, "istibdâd-ı hâzır" ve "idâre-i müstebiddâne"nin yıkılması için, ecnebî devletlerinin müdahalesini istemiştir. Diğer taraftan, Makedonya’daki Balkan komitecileri ile işbirliği yoluna gitmiştir. [..]
📕Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi (XIX.-XX. Asırlar), 1967, c. 12, s. 176
📕Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi (XIX.-XX. Asırlar), 1967, c. 12, s. 176
35
İttihadçıların Siyasî Kiyasetsizliği & Liyakatsizliği
Kosova (Üsküb) vilâyetinde başlayıp İşkodra vilâyetine taşan, umumiyetle bugünkü asıl Arnavutluk’un büyük kısmına bulaşmıyan 1911 isyanı, İttihadçılar’ın yanlış siyasetinden doğdu.
📕Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi (XIX.-XX. Asırlar), 1967, c. 12, s. 213
Kosova (Üsküb) vilâyetinde başlayıp İşkodra vilâyetine taşan, umumiyetle bugünkü asıl Arnavutluk’un büyük kısmına bulaşmıyan 1911 isyanı, İttihadçılar’ın yanlış siyasetinden doğdu.
📕Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi (XIX.-XX. Asırlar), 1967, c. 12, s. 213
View Tweet
36
İttihadçılar Türk Katilleriyle Sarmaşdolaş (1908-1909)
İttihadçılar, yıllardan beri Türkler’le savaşan Bulgar, Sırp, Yunan, Ermeni çetelerinin çoğunu affettiler. Yüzlerce Türk öldürmekle övünen mâruf çete reisleri ile sarmaşdolaş fotoğraflar çektirdiler.
📕Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi (XIX.-XX. Asırlar), 1967, c. 12, s. 191
İttihadçılar, yıllardan beri Türkler’le savaşan Bulgar, Sırp, Yunan, Ermeni çetelerinin çoğunu affettiler. Yüzlerce Türk öldürmekle övünen mâruf çete reisleri ile sarmaşdolaş fotoğraflar çektirdiler.
📕Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi (XIX.-XX. Asırlar), 1967, c. 12, s. 191
38
Maliye Nazırı Sabataycı Cavid, Fransız Kredisi & Malen Dışa Bağımlılık (Haziran 1914)
[..] Osmanlı Hükümeti, Trablusgarp ve Balkan Savaşları'yla daha da büyüyen bütçe açığını düzenleyebilmek için Fransa'dan kredi temin etmiş; bu kredi alımıyla daha da ağırlaşan dış borçlanmayı karşılayabilmek içinse yeni kaynak arayışına girmiştir. Aldığı kredi karşılığında, Fransa’ya önemli imtiyazlar tanıdığı gibi; kaynak yaratmak üzere yeni vergilendirmeler koyabilmek için yine Fransa’nın onayına ihtiyaç duymuştur. Bu haliyle, Nazır’ın sözünü ettiği “kazanılacak imtiyazlar”; Osmanlı Hükümeti’nin, üzerinde yürütme yetkisi olduğu Osmanlı topraklarında koyacağı ve fakat Fransa’nın izniyle elde edeceği için “imtiyaz” olarak nitelenen vergi gelirleri olarak belirmektedir. Yeni vergilerle kazanılması planlanan gelirlerinse; mali bütçe artışı için hedeflenen yıllık 115 milyon liranın 1/10’undan daha azına denk gelmesi dikkat çekmektedir. Bu haliyle; Hükümet’in gerek son dış borçlanmasını gerekse Fransa’ya verdiği imtiyazları mazur göstermek üzere hazırlanan bu mali planın gerçekçi olmadığı ve Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı öncesinde finansal olarak dışa bağımlılığını ortaya koyduğu söylenebilir.
📕Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 101-102
[..] Osmanlı Hükümeti, Trablusgarp ve Balkan Savaşları'yla daha da büyüyen bütçe açığını düzenleyebilmek için Fransa'dan kredi temin etmiş; bu kredi alımıyla daha da ağırlaşan dış borçlanmayı karşılayabilmek içinse yeni kaynak arayışına girmiştir. Aldığı kredi karşılığında, Fransa’ya önemli imtiyazlar tanıdığı gibi; kaynak yaratmak üzere yeni vergilendirmeler koyabilmek için yine Fransa’nın onayına ihtiyaç duymuştur. Bu haliyle, Nazır’ın sözünü ettiği “kazanılacak imtiyazlar”; Osmanlı Hükümeti’nin, üzerinde yürütme yetkisi olduğu Osmanlı topraklarında koyacağı ve fakat Fransa’nın izniyle elde edeceği için “imtiyaz” olarak nitelenen vergi gelirleri olarak belirmektedir. Yeni vergilerle kazanılması planlanan gelirlerinse; mali bütçe artışı için hedeflenen yıllık 115 milyon liranın 1/10’undan daha azına denk gelmesi dikkat çekmektedir. Bu haliyle; Hükümet’in gerek son dış borçlanmasını gerekse Fransa’ya verdiği imtiyazları mazur göstermek üzere hazırlanan bu mali planın gerçekçi olmadığı ve Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı öncesinde finansal olarak dışa bağımlılığını ortaya koyduğu söylenebilir.
📕Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 101-102
39
Fırkacı Saikle Usûlsüz Tasfiye
📅9 Ocak 1914
✍️İspanya'nın İstanbul Fevkalade Elçisi Ory, İspanya Hariciye Nezaretine rapor gönderdi.
Tanin gazetesinde yayınlanan bir habere göre, “Jön Türkler, devlet idaresinde 20 yılı aşkın hizmet eden ve yetersiz görülen memurların” emekli edilmesine dair bir kanun hazırlığındadır. Nafia Nazırı Cemal Paşa, bu kanun projesine bağlı olarak birçok memuru emekliye ayırmış; Bahriye Nazırı aynı Harbiye Nazırı Enver Paşa gibi, 1500 şef ve 3000 memuru emekli etmiş ya da işten çıkarmıştır.
Henüz kanunlaşmamasına rağmen, hızla sürdürülen bu tasfiyelerle ilgili olarak, Elçi Ory, “İttihat ve Terakki’nin hedefinin, Parti’ye dâhil olmayan tüm memurların ya da en azından büyük bir kısmının devlet idaresinden silmek amacını gösterdiği” yorumunu yapmaktadır.
Elçi ayrıca, bu tasfiyelerin kamuoyunda yarattığı etkinin “II. Meşrutiyet’in ilanından beri yaşanan sayısız tatsızlıktan ve kaybedilen topraklardan sorumlu tutulan İttihat ve Terakki’nin despotça uyguladığı tiranlığa karşı bir devrim hareketini kışkırtabilecek ağır olayların öncüsü olabileceği” görüşündedir.
📕Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 109-110
📅9 Ocak 1914
✍️İspanya'nın İstanbul Fevkalade Elçisi Ory, İspanya Hariciye Nezaretine rapor gönderdi.
Tanin gazetesinde yayınlanan bir habere göre, “Jön Türkler, devlet idaresinde 20 yılı aşkın hizmet eden ve yetersiz görülen memurların” emekli edilmesine dair bir kanun hazırlığındadır. Nafia Nazırı Cemal Paşa, bu kanun projesine bağlı olarak birçok memuru emekliye ayırmış; Bahriye Nazırı aynı Harbiye Nazırı Enver Paşa gibi, 1500 şef ve 3000 memuru emekli etmiş ya da işten çıkarmıştır.
Henüz kanunlaşmamasına rağmen, hızla sürdürülen bu tasfiyelerle ilgili olarak, Elçi Ory, “İttihat ve Terakki’nin hedefinin, Parti’ye dâhil olmayan tüm memurların ya da en azından büyük bir kısmının devlet idaresinden silmek amacını gösterdiği” yorumunu yapmaktadır.
Elçi ayrıca, bu tasfiyelerin kamuoyunda yarattığı etkinin “II. Meşrutiyet’in ilanından beri yaşanan sayısız tatsızlıktan ve kaybedilen topraklardan sorumlu tutulan İttihat ve Terakki’nin despotça uyguladığı tiranlığa karşı bir devrim hareketini kışkırtabilecek ağır olayların öncüsü olabileceği” görüşündedir.
📕Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 109-110
40
İTC Hükümetinin Evetefendimci Mebusları (1913-1914)
📅14 Mayıs 1914
✍️İspanya'nın İstanbul Fevkalade Elçisi Ory, İspanya Hariciye Nezaretine rapor gönderdi.
Diplomatlar, din adamları, ticaret ve idare çevrelerinden kişilerin de davetli olduğu [Meclis-i Mebusan] açılış törenindeki soğuk ciddiyet; yabancı temsilcilerin hemen hepsinin dikkatini çekmiştir.
Elçiye göre bunun sebebi; “mebusların ve nazır adaylarının seçim savaşı sonucu değil, -zira gerçek anlamda seçimler yapılmamıştır- İttihat ve Terakki Partisi’nin tayiniyle” gelmeleridir.
İttihat ve Terakki Partisi’nin “despotizm ve yıldırmasına uğradığı için” muhalefet bir vekil bile çıkaramamıştır. Seçimlere ancak, herhangi bir partiyle ilişkisi olmayan kişilerin katılmasına izin verildiğinden, bu yolla seçilen 40 bağımsız mebus; Jön Türklere karşı ne muhalefet ne de engel oluşturabilecektir.
📕Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 111.
📅14 Mayıs 1914
✍️İspanya'nın İstanbul Fevkalade Elçisi Ory, İspanya Hariciye Nezaretine rapor gönderdi.
Diplomatlar, din adamları, ticaret ve idare çevrelerinden kişilerin de davetli olduğu [Meclis-i Mebusan] açılış törenindeki soğuk ciddiyet; yabancı temsilcilerin hemen hepsinin dikkatini çekmiştir.
Elçiye göre bunun sebebi; “mebusların ve nazır adaylarının seçim savaşı sonucu değil, -zira gerçek anlamda seçimler yapılmamıştır- İttihat ve Terakki Partisi’nin tayiniyle” gelmeleridir.
İttihat ve Terakki Partisi’nin “despotizm ve yıldırmasına uğradığı için” muhalefet bir vekil bile çıkaramamıştır. Seçimlere ancak, herhangi bir partiyle ilişkisi olmayan kişilerin katılmasına izin verildiğinden, bu yolla seçilen 40 bağımsız mebus; Jön Türklere karşı ne muhalefet ne de engel oluşturabilecektir.
📕Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 111.
41
İttihadçıların Liyakatsizliği
📅23 Kasım 1915
✍️İspanya'nın İstanbul Fevkalade Elçisi Arroyo, İspanya Hariciye Nazırına "gizli" telgraf keşide eyledi.
İstanbul’da bulunan Almanya ve Avusturyalı yetkililer, “Jön Türkler” hakkında en ağır şekilde konuşmaktadırlar. Bu kişiler, “savaş biter bitmez, Türkiye’ye yalnız savaş nedeniyle ihtiyaç duyduklarını göstereceklerini ve kapitülasyon rejiminin eskisinden daha sert bir şekilde tekrar uygulanacağını, çünkü Jön Türkler’in, kendi kendilerini yönetmekten aciz olduklarını gösterdiklerini” söylemektedirler.
📕AMAE, Politica, Legajo: 2702, Despacho No: 458, İTDB, Rapor, “Gizli”, İstanbul, 23 Kasım 1915; Aktaran: Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 220
📅23 Kasım 1915
✍️İspanya'nın İstanbul Fevkalade Elçisi Arroyo, İspanya Hariciye Nazırına "gizli" telgraf keşide eyledi.
İstanbul’da bulunan Almanya ve Avusturyalı yetkililer, “Jön Türkler” hakkında en ağır şekilde konuşmaktadırlar. Bu kişiler, “savaş biter bitmez, Türkiye’ye yalnız savaş nedeniyle ihtiyaç duyduklarını göstereceklerini ve kapitülasyon rejiminin eskisinden daha sert bir şekilde tekrar uygulanacağını, çünkü Jön Türkler’in, kendi kendilerini yönetmekten aciz olduklarını gösterdiklerini” söylemektedirler.
📕AMAE, Politica, Legajo: 2702, Despacho No: 458, İTDB, Rapor, “Gizli”, İstanbul, 23 Kasım 1915; Aktaran: Yasemin Türkkan-Tunalı, İspanyol Diplomatik Kaynaklarına Göre I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de Türkiye [Doktora Tezi], 2016, s. 220
42
İTC: Oligarşik Tek-Parti Diktası
1908 Devrimiyle girilen kuramca liberal anayasacılık dönemi, uygulamada İttihat ve Terakki'nin oligarşik tek-parti diktasına dönüşmüştü. Buna karşı yöneltilen eleştiriler, başlıca, memleketi seçimle kurulan (dolayısıyla siyasal sorumluluğu olan) meclisin değil, yürütme organının geçici yasalar çıkararak yasama işlevini üstlenmesiyle, İttihat ve Terakki'nin sorumsuz merkez-i umumîsinin yönettiği noktasında odaklanmaktaydı."
📗Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek-Parti Yönetimi'nin Kurulması (1923-1931), 1999, s. 73
1908 Devrimiyle girilen kuramca liberal anayasacılık dönemi, uygulamada İttihat ve Terakki'nin oligarşik tek-parti diktasına dönüşmüştü. Buna karşı yöneltilen eleştiriler, başlıca, memleketi seçimle kurulan (dolayısıyla siyasal sorumluluğu olan) meclisin değil, yürütme organının geçici yasalar çıkararak yasama işlevini üstlenmesiyle, İttihat ve Terakki'nin sorumsuz merkez-i umumîsinin yönettiği noktasında odaklanmaktaydı."
📗Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek-Parti Yönetimi'nin Kurulması (1923-1931), 1999, s. 73
43
Denetleme İktidarı
İttihad ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumisinin siyasî iktidarının Mahmut Şevket Paşanın katline (11 Haziran 1913 kadar olan devresinin denetleme iktidarı şeklinde isimlendirilmesi gerçekçidir. Ancak bundan sonra İ T tam ve ortaksız iktidara kavuşabilmiştir.
📘Ali Birinci, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 1990, s. 16
İttihad ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumisinin siyasî iktidarının Mahmut Şevket Paşanın katline (11 Haziran 1913 kadar olan devresinin denetleme iktidarı şeklinde isimlendirilmesi gerçekçidir. Ancak bundan sonra İ T tam ve ortaksız iktidara kavuşabilmiştir.
📘Ali Birinci, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 1990, s. 16
46
Evvelki Müstebid Bari Hanedandı; Meşrutiyetçi Cins Müstebidler İse Meçhul
İ T Makyavelizmle ve “tecrübesiz hükümdar" olmakla suçlanıyordu. Mensupların tavırları vakarlı, ağırbaşlı ve alçak gönüllü Türk milletine de ters gelmişti. Bu siyasî değil, beşerî bir tavırdı. İfade edildiğine göre “A be" diye söze başlayan yeni devrin imtiyazlıları, bilhassa İstanbul'un Türk halkına eski devrin paşazâdelerinden, damat beylerinden ve saraylılarından daha sevimsiz görünüyordu. Artık cemiyet-i muhtereme adına, ama yine aynı sevimsiz tavırlar sergileniyordu. Üstelik eskiden tek ve mâlum olan müstebid sayısı da şimdi çoğalmıştı ve bunların kimler olduğu da belli değildi, bilinemiyordu.
📘Birinci, 1990, s. 35
İ T Makyavelizmle ve “tecrübesiz hükümdar" olmakla suçlanıyordu. Mensupların tavırları vakarlı, ağırbaşlı ve alçak gönüllü Türk milletine de ters gelmişti. Bu siyasî değil, beşerî bir tavırdı. İfade edildiğine göre “A be" diye söze başlayan yeni devrin imtiyazlıları, bilhassa İstanbul'un Türk halkına eski devrin paşazâdelerinden, damat beylerinden ve saraylılarından daha sevimsiz görünüyordu. Artık cemiyet-i muhtereme adına, ama yine aynı sevimsiz tavırlar sergileniyordu. Üstelik eskiden tek ve mâlum olan müstebid sayısı da şimdi çoğalmıştı ve bunların kimler olduğu da belli değildi, bilinemiyordu.
📘Birinci, 1990, s. 35











































